10 Ocak 2007

İstanbul

Ey güzel İstanbul

Güzelliğin cezbedici
Güzelliğin heyecan verici
Güzelliğin aldatıcı
Şu renklerin şu güzelliğin için neler feda edildi bir bilsen

Ey güzel İstanbul

Güzelliğin midir çirkinliğine sebep
Güzelliğin midir çirkinliğin mi başımı döndüren
Güzelliğini yaşamak mıdır yoksa ona ulaşamamak mı beni kahreden
Şu renklerin şu güzelliğin için neler feda edildi bir bilsen

16 Aralık 2006

Orhan Pamuk

Duygusal insanlarız...."çok" kelimesini severiz...."çok" çirkin, "çok" iyi, "çok" kötü, "çok" sevimli, "çok" bilmiş...Algılarımız uçlarda şekillenmiştir, "çoğu zaman" bir insanı "çok" lar, hemen gökdelenin 10.katına çıkarır, ardından bir anda 10.kattan aşağıya bırakır paramparça ederiz. Tam tersini de "çok" yapmışızdır; bu gelgitleri duygusallığımız, bazen de çıkarlarımız doğrultusunda daha da şiddetli yaşar yaşatırız.

Oysa her "kötü"de "iyilik",her "iyi"de de "kötü " yanlar mevcuttur, hayatımızda sandığımızdan daha fazla "gri" vardır. Örneğin, 1980 öncesi "sağ"cı ve "sol" culara bugün bakarsanız, her ülkede her yerde zaman zaman yaşanan, bazı konularda her zaman gözlenebilen bir gerçeği görürsünüz: günümüzün "çok iyi" liberal ekonomi aktörlerinden (amiyane tabirle iyi kapitalistlerden) bazıları eskinin solcularıdır. Zamane sağcıları bazen sosyal demokrat söylemler, zamane solcuları oldukça konservatif açıklamalar yapmaktadır ki bu da muhalefet kavramının bile ülkemizde yokolur hale geldiğinin bir nevi resmidir.

Sonuçta, yaşamın kendisi bizim ülkemizde renktir; her "sağ"da "sol", her "sol"da baya bir "sağ" vardır, her "çok"(luk)ta bir "hiç"(lik)in, her "beyaz"da biraz(?) "siyah"ın olması gibi. Her "iyi", zamanla "kötü", her "kötü" bir anda "iyi" olabilir. Rengi, renkliliği sever, bazen bu manevralara "değişik adlar takma" cesaretini göstersek de sıklıkla dönüşlerimizi yapmaya devam ederiz. Zaten çoğu yerde, çoğu zaman bu olay kabul görür ,nitekim "değişmeyen tek şey değişimin kendisidir"....Ve "gri", bir sürü "çok"a ve bir sürü"hiç"e rağmen, gerçeğin ta kendisidir.

Orhan Pamuk değerli, ünlü ve "biz"den bir edebiyatçıdır. "Biz"den olmasının yanı sıra "dünya"lı olması, ve aynı zamanda bu alaşımı uygun edebi formatta şekillendirecek birikim ve yeteneğe sahip olması, başarısının ardındaki en önemli etkenlerdir.
Nobel Edebiyat Ödülü'nü almış, amaçladığı, hakettiği hedefe ulaşmıştır. Bununla birlikte, Orhan Pamuk'un edebi emeğine ve birikimine ilave olarak, Nobel Ödülü'nü almasının az evvellinde "Türkler bir milyon Ermeni'yi, otuz bin Kürt'ü öldürmüştür;bunu da benden başka kimse söylemiyor" açıklaması ile söz konusu ödülü garanti etmiş olduğu da aşikardır (bkz.belleğiniz,analiz yeteneğiniz ve tüm haber alma araçları). Hakettiği hedefe ulaşmış ve Ödülü almasının az sonrasında da "Babamın Bavulu" konuşmasını yaparak, ömrünü geçireceği, ismini devam ettireceği,hayatını ailesini ortamını sürdüreceği ülkemizde, ülkesinde gönül kırıklıklıklarını temizlemiş, hatta "gönüllerde taht kurma" hedefine ulaş(ayaz)mıştır..."Biz"dendir,"Yeni Dünyalı"dır ve bu sebeple "gri"lik diye adlandırabileceğimiz bu ifade dönüşü normaldir.

Hepimizin gelgitleri vardır, grilerimiz, beklentilerimiz, hedeflerimiz, isteklerimiz, ve bunun yanında gerçeklerimiz...bunlar normaldır,bunlar Türkiye'dir....ve hatta dünyadır: Kutuplar oluşmakta, oluşturulmakta sonra yıkılmakta, ve tekrar oluşturulmaktadır."Siyah" da "beyaz" da "Gri" kadar gerçektir. Hatta artık "büyük konuşmalar", "gri konuşmalar" kadar makbul değildir...O yüzden "çok" ve "en" ile başlayan açıklamaları,evimizde, işimizde, arkadaş ortamında, hatta internette, TV'de, önce "diplomasinin kurallarını" öngörmeden yapmak, sonraki açıklamalar için daha çok kafa yormanıza neden olur. Artık "taraf olmak", hatta net ve sürekli "tavır koymak" yoktur, "taraf görünmek ve gereğini yapmak" vardır.

Orhan Pamuk için de, yan komşu için de bu geçerlidir. Ve buna "Yeni Dünya Düzeni(!)" denmektedir...

Pelin

15 Aralık 2006

cok gezen mi cok okuyan mi?

Cok okuyan mi cok gezen mi?
Ya hem cok gezmis hem cok okumus birine rastlarsaniz?
Heyecanlanir misiniz...-
Cok bilmis mi? Cok ketum mu?

Ya hem cok gezmis hem cok okumus olan kendinizseniz?
Yasam daha kolay mi...daha zor mu?
Paylasmak mi...saklamak mi?
Cok bilmislik riskini göze almak mi?

Cok bilmislik mertebesine cikmayi goze alir misiniz?
Tum bildikleriniz toprak mi olmali?
Hep susmak sadece yazmak, cok bilmislikten kurtulmak mi?

Kolay mi...Zor mu?
Simdiden zorlasmaya basladi bile....